Editör

Editör

ordudingorevlileri.org hakkında  görüş ve önerilerinizi şikayetlerinizi, taleplerinizi iletmek için lütfen iletişim bölümünden iletişime geçiniz.

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

15 Temmuzun Görünmez Kahramanlarından Birisi de Diyanet Camiasıdır

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Ordu İl Müftülüğünce düzenlenen ‘camiler ve din görevlileri haftası’ programına katıldı.

Ordu kültür sanat merkezinde düzenlenen camiler ve din görevlileri toplantısına Başbakan Yardımcısı Prof.Dr. Numan Kurtulmuş, Vali İrfan Balkanlıoğlu, Milletvekili Oktay Çanak, belediye başkanları, il müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu, daire müdürleri, ilçe müftüleri, ve ordu da görev yapan bütün din görevlileri katıldı.

Kur’an-ı kerim tilaveti ile başlayan programda bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş “Türkiye'nin her tarafında bütün müftülüklerimiz vasıtasıyla camiler haftası etkinlikleri devam ediyor. Bu etkinliğin ana amacı tekrar camilerimizin toplumun önemli bir merkezi haline getirmektir” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “15 Temmuz'da bu milletin görmüş olduğu ihanet bu topraklardaki varoluş tarihimiz boyunca gördüğümüz en ağır ihanettir”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş “Türkiye 15 Temmuz'la birlikte yeni bir döneme girmiştir. Bu topraklarda nice ihanetler gördük. Ancak hiç abartmadan söylüyorum 15 Temmuz'da bu milletin görmüş olduğu ihanet bu topraklardaki varoluş tarihimiz boyunca gördüğümüz en ağır ihanettir. Ama bu ihanet bir şey daha ortaya çıkardı hainlerin işi milleti arkadan hançerlemek, hainlerin işi tarih boyunca olduğu gibi bu ülkenin bu milletin ileriye hızlı bir şekilde yürümesini engellemek ama atlatılan bu darbe teşebbüsü Allah'ın lütfuyla tam tersi oldu. Zannettiler ki biz uçaklarımızla, helikopterlerle çıkar insanlar bombalarız. Tanklarla arabaların üstünden geçerek insanların cesetlerin üzerinden geçer ve Tabii ki birkaç saatte işi bitiririz diye düşündüler. Ancak istedikleri gibi olmadı, hesap edemedikleri bir şey vardı. Allah'ın takdiri ve milletin kararlılığı, ferasetini ve cesaretini unuttular. Her türlü hesabı her türlü planı yaptılar Allah'ın plan yapıcıların en hayırlısı olduğunu unuttular.

Sayın Cumhurbaşkanımızın cesaret ve kararlılıkla ortaya çıkıp millete yürüyün sokaklara diyeceğine ve arkasından da milletin bu çağrıya gerçekten kulak vereceğini hiç hesap edemediler.

Bu vesile ile Sayın Cumhurbaşkanımıza millet olarak bir kere daha şükranlarımızı ifade ediyoruz. Gösterdiği cesaret dolayısıyla Yıldırım Beyazıt, Timur orduları geldiği zaman büyük ordular var askerleri askeriye araçları o günün şartları içerisinde silahları mükemmel. Yakınlarındakiler diyor ki Yıldırım'a, padişahım bu adamlarla başa çıkamayız bunlarla biz uzlaşsak, biz belli yerlerden çekilsek. Yıldırım Beyazıt’ın verdiği cevap şu “Ben milletime korkuyu miras bırakmayacağım”.

Bu millete korkuyu miras bırakmayan Sayın cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı ifade ediyorum

15 Temmuz şehitlerini, 15 Temmuz'da yaşananları unutmayacağız…

Milletimizin cesareti dolayısıyla bir kez daha teşekkür ederiz. Her yerde şehitlerimizi rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz. 15 Temmuzu, 15 Temmuz şehitlerini ve 15 Temmuz'da yaşananları unutmayacağız, unutturmayacağız.

15 Temmuzun görünmez kahramanlarından birisi de Diyanet camiasıdır…

15 Temmuz bu milletin tarihte gördüğü en büyük ihanettir. 15 Temmuzun görünmez kahramanlarından biride diyanet camiasıdır. İmam ve Müezzin kardeşlerimizdir. 15 Temmuz gecesi okuduğunuz salalar bu millete adeta kurtuluş muştusu olmuştur. İlk kalkan uçaklar kalkınca arkadaşlarla istişare ettik Ne yapalım salaları okutalım. Gerekli yerlere talimatları verdik ve sağ olun camilerden imamlarımız müezzinlerimiz salaları okuyarak milleti sokaklara davet etti, direnmeye davet etti, darbenin karşısında durmaya davet etti. " diyen Başbakan Yardımcısı kurtulmuş “O sala sesini duyan sokağa çıktı, sala sesini duyan meydanlara geldi, canını siper etti aralarından şehit olanlar oldu, gazi olanlar oldu. 60 Diyanet personelimiz de gazi oldu sala sesini, ezan sesini duyunca tüyleri diken diken diken olan darbe yandaşları müezzin ve imam kardeşlerimizi darp etmeye yöneldiler, onların Gazi olmasına vesile oldular

O akşam o sala seslerinin gerçekten tarihi bir anlamı var. O sala sesleri, darbeye karşı direncin Merkezi oldu. Camilerimizi direncin merkezi haline getirdi. 15 Temmuz'da camilerimiz Hayati bir fonksiyon görmüş bütün arkadaşlarımıza Allah'tan mükâfatlarını diliyorum. Hepinizden Allah razı olsun, Sağ olun, var olun değerli kardeşlerim.

Bununla birlikte bir ihaneti gördük Ve önledik. İşimiz bitti mi, işimiz bitmedi. Şimdi yeniden üzerimize düşen sorumluluklarımızı hatırlayacağız ve yeniden eksikler, yanlışlar nerede bunları gözden geçireceğiz.

Esas meselemiz bizim geleneksel kurumlarımızı yeniden fonksiyon icra eder bir konuma getirmektir. Bu Anadolu topraklarında yaşanan Müslümanlık geleneğinin Bazı konuları vardır. Bunların üç tanesi çok canlı, hayatın içerisinde olan kurumlardır. Bunlardan bir tanesi camilerimizdir. Camilerimiz de herkese kapı açıktır, günün 24 saati açıktır.

Tarih boyunca toplumumuz da önceden köylerde ve şehirlerde, her yerde toplumun merkezlerinden birisi, karar merkezlerinden birisi, birleşme merkezlerinden birisi, sorunları çözme merkezlerinden birisi Camiilerdir. Adı üstünde Cami, cem eden, toplayan, bir araya getiren, herkesi bir araya getiren bir merkezdir. Kimin derdi varsa kimin sıkıntısı varsa orada çözerdi.

İkincisi ise Anadolu ve Rumeli topraklarının neredeyse her birleşim ve yerleşim yerinde kurulan dergâhlarımızdır. Dergâhlarımızın da özelliği, kapı gelene de açıktır, gidene de açıktır. Eline, diline, beline sahip ol İlkesinden başka hiçbir şeyi ayrım olarak ortaya koymayan, gelip orada o edebi öğrenmek isteyen herkesin girdiği, edebi öğrenenlerin de, çıkıp topluma ulaştığı bir yerdir.

Üçüncüsü ise okullarımız, yani medreselerimizdir. O günkü adı medrese, bugünkü adı da okuldur. Medrese toplumun içerisindedir. Medrese'nin de kapısı gelene de gidene de açık, gelir öğrenir, dersini alır, icazet alır gider. Değerli kardeşlerim bu toprakların Müslümanlık geleneğinin temeli açık olmasıdır. Camiler açıktır, dergâhta açıktır, medresede açıktır. Şimdi bu FETÖ ve benzeri terör örgütlenmelerinin en büyük özelliklerinden birisi, kapalı örgütler olmasıdır. Bir başka önemli mesele, Hz peygamberden sonra hata yapmayacak hiçbir insan yoktur. Bir FETÖ var bir de Feto var.Feto bu adamın adı FETÖ ise bu örgütün adıdır.

Değerli kardeşlerim, biz diyanet camiasının ilahiyat camiasının da çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız lazım.

Camilerimizi yeniden toplumun merkezi haline getirmemiz lazım…

Camilerimizi yeniden toplumun merkezi haline getirmemiz lazım. İşin aslı odur tevhidi irşadı Hz Peygamberin ortaya koymuş olduğu öğretiye açık bir şekilde anlatmamız lazım. Kurumlarımızın hepsinin kapısı, toplumumuzun tamamına açık olması lazımdır.

Türkiye'nin en kalabalık devlet kurumlarından birisi Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatıdır. Allah razı olsun hepiniz görev yapıyorsunuz. Ama şöyle görmemek lazım, camiler herhangi bir iş yeri, herhangi bir devlet dairesi değildir. Sizlerde herhangi biri değilsiniz, her biriniz dinin görevlisisiniz. Her birimiz aslında dinin görevlisiyiz. Ama sizin ilave olarak bir sorumluluğunuz var. Dolayısıyla bizim esas meselemiz camilerimizi bu hale getirmektir. Camilerimiz, sorunlarımızın çözüldüğü, kapısının herkese açık hale geldiği, herkesin derdiyle dertlenen, toplumun merkezi olan bir kurum haline gelmek durumundadır. Cami fonksiyonunu görürse size teminat veririm ki bu tür örgütler ortaya asla çıkmaz. Onun için üzerinizdeki sorumluluk büyüktür.

Bundan sonraki çalışmalarımızı, bizim uğrumuzda, bu milletin uğruna, bu milletin geleceği uğruna, canından vazgeçen 241 şehrimizi hiç unutmadan, O gazilerimizi hiç unutmadan, yola çıktığında ölürsem şehit, kalırsam Gazi, diye yola çıkan kahramanları Unutmadan bu millete can borcumuzu Ödeyeceğiz.

Nasıl ödeyeceğiz, camilerimizde şimdiye kadar kaç saat geçiriyorsanız onun 5 katı, 10 katı vakit geçirerek ödeyeceksiniz. Vaktinizin büyük çoğunluğunu çevrenizin, ilçemizin, semtimizin, şehrimizin çocuklarını, gençlerini, kadınlarını, yeniden camiye çekmek için harcayacaksınız. Vaktiniz'in bir Dakikasını bile boş geçirmeden bu milletin inancını değerlerini yeniden kullanabilmesi için hangi hizmeti yapmanız gerekiyorsa o hizmeti yapmalısınız. Ancak bunu böyle ödeyebiliriz ve camiyi sadece bir mimari değer olmanın ötesinde, toplumun merkezindeki Can damarı haline getireceğiz. Bunu yapabilecek gücünüz var bilginiz var, inancınız var, cesaretiniz var, bunun böyle olduğuna inanmasam bunları söylemem. Ama bunları yeniden yapacağız. Eskiden hatırlayan Osmanlı, şehrini kurarken camiyi merkeze koyuyor, medreseler, Sübyan mektebi var.

Muharrem ayında 10 muharremde aşure günü dolayısıyla şehitlerimizi, Kerbela şehitlerimizi bir kere daha anacağız. Kerbela'nın yasını bir kere daha tutacağız. Ama Kerbela yası tutmak sadece bizim için onu tarihi bir olay olarak hatırlamak değildir. 15 Temmuz bunu gösterdi Kerbela her zaman yaşayan her zaman her yerde var olabilecek bir şeydir. Cenabı Allah birliğimizi dirliğimizi daim eylesin bizi bu milletin sahip olduğu değerler den bu istikametten ayırmasın” şeklinde konuştu.

Camiler ve Din Görevlileri Haftası programında bir konuşma yapan il müftüsü Mustafa Kolukısaoğlu “15 Temmuzdan sonra her konuyu yeniden anlamlandırdık. Elbette her şeyi en iyi şekilde yaptığımızı söyleyemeyiz. Ama bir şey var ki 15 Temmuz sonrası birçok şeyin farkına varıldı. Din görevlilerine, din gönüllülerine nasıl bir sorumluluk düştüğünün farkındayız.

Allah bizi kardeş yapmıştır Kardeşliğimiz 15 Temmuz'da meyvesini vermiştir. Ama 15 Temmuz'a sebep olan hain başkaldırıcılar ve bundan sonra onun gibi olmaması için İslam kardeşliğini öteleyip, grup kardeşliğini, cemaat kardeşliğini, şu kardeşliği, bu kardeşliği öne çıkarmanın nelere mal olduğunu gördük bunu milletimize anlatmaya devam edeceğiz.

Kolukısaoğlu, “İl Müftülüğü Olarak İki Önceliğimiz Var”…

Sayın Başbakan yardımcım,İrşat faaliyetlerinde ve 15 Temmuzdan sonra da ayrıca bütün ilçe müftülerimiz toplanarak Ordu halkının da verdiği destekle, basının verdiği destekle,ileri gelenlerin verdiği destekle,biz şu anda KYK’ya yerleşemeyen üniversite öğrencilerinden 143 öğrenciye diyanet vakfı öğrenci evi açtık. Hem de en iyi şartlarda bu öğrencilerimizin evlerde barındırıyoruz, şu anda iki önceliğimiz var.

Birincisi üniversite öğrencilerine sahip çıkmak sadece ev bulmak değil.Bunun ötesinde maddi, manevi her dertleriyle hemhal olmak.

İkincisi ise Diyanet İşleri başkanımızın en önemli projesi olan bizim de çok inandığımız 4-6 yaş grubu Kur'an kursları açmaktı. Bu konuda da il genelinde her türlü çalışmayı yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

 

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to Twitter

 Arefe Günü:Yarının Ramazan Bayramı olduğunu bildirdiğinden 'Arefe Günü' denmiştir. Bugün bayramı karşılamanın coşkusuyla, Mübarek Ramazana veda etmenin üzüntüsü arasında, özellikle hastaları ziyaret ve onlara dua etmeliyiz. Fıtır sadakalarımızı vermediysek vermeliyiz. Ölmüşlerimizin kabirlerini ziyaret etmeli, fakir, muhtaç ve yetimlerin kimsesi olarak onlara elimizi uzatmalı, onları da yarınki bayrama hazırlayarak bayram sevincine ortak etmeliyiz. Hediyelerle çocukları ve büyükleri sevindirmeliyiz. Unutmayalım sevindireni Allah sevindirir. Kimsesizin kimsesi olanın Allah kimsesi olur. Kimsesizlere yardım edene Allah yardım eder. Merhamet edene merhamet edilir...

 Bayram gecesini de Mübarek gece olarak dua, tevbe ve istiğfarla geçirelim. Çünkü duaların kabul olduğu gecelerden birisi de Bayram gecesidir. Bu gece kaza namazları da kılmak çok sevaptır. Peygamberimiz bayram gecesi hakkında bakın ne diyor: 'Ramazan ve Kurban bayramı gecelerini sevabını Allahtan bekleyerek, ibadetle geçiren kimsenin kalbi kalplerin öldüğü gün ölmez.'

 Konuyu kısaca özetlemek gerekirse:

1)Arefe gününü ve gecesini dua, tevbe, istiğfar ederek ve namaz kılarak değerlendirelim.

2)BAYRAM: Sevinç, neşe, sevme, sevilme ve sevindirme günleridir. Bu anlamlarına uygun topluca bayramı değerlendirelim.

3)Bayram günü sabah namazını cemaatle camide eda edelim. Hala fıtır sadakasını vermediysek niyet edip verelim. Fıtır sadakası orucumuzun kabulüne de sebeptir.

4)Bayram, her yıl gelip geçen bir tatil günü değil, insani ve dini güzelliklerin birlikte yaşandığı, birlik, beraberlik, sevgi ve saygının en güzel örneklerinin sergilendiği, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı paylaşma ve dayanışma günleri olarak değerlendirilmelidir.

5)Ramazan ayında kazandığımız değerleri, güzel huyları (sabır,iredeye hakim olma, açın halini anlama, nimetlerin kıymetini bilme, Allaha kulluk etmenin tadını tatma..)bayram günü uygulamaya koyalım. 'Kimsesizlerin kimsesi olalım' Onları sevindirelim. Muhtaçlarsa ihtiyaçlarını giderecek yardımı yapalım. Unutmayalım ki bu kimsesizlerin paraya değil bir tebessüme, elinin sıkılmasına, Selam-ün Aleyküm denilmesine yani sevgiye, ilgiye, kucaklaşmaya ihtiyaçları vardır.

Bunu yaparsak, bu güzel davranışımızın iyilik olarak dönüşümü bize olacaktır. Bu konuda Hz. Ali 'Ben kimseye ne iyilik ettim ne de kötülük ettim' deyince yanında bulunanlar 'kötülük etmezsin biliyoruz da herkese her zaman iyilik ediyor kimsesizleri yalnız bırakmıyor onlara her türlü desteği veriyorsunuz' dediler. Bunun üzerine Hz. Ali 'Yaptığım tüm iyilikler her ne kadar başkasına yapılmış gibi görünüyorsa da dönüşümü bana olacağından iyiliği kendime yapmış oluyorum.' demiştir.

6)Kırgınlığa, dargınlığa bu bayramın getirdiği neşe ve sevinç ortamından faydalanarak son vermeye gayret edelim. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyuruyor. 'Müslümanın Müslüman kardeşine 3 günden fazla dargın durması helal değildir.'Allahü Teala Kuranda: 'Ancak Müminler kardeştirler.(Onlar arasında bir kırgınlık, dargınlık olduğunda) aralarını siz düzeltin..' Peygamberimiz 'Size nafile oruçtan, namazdan ve sadakadan daha sevaplı bir ameli haber vereyim mi?' dedi. Bunun üzerine orada bulunan Müslümanlar bu çok sevaplı ameli merak ettiler ve buyur ya Resul Allah dediler. Peygamberimiz 'Bu çok sevaplı amel iki dargını barıştırmaktır.' buyurdu. Namazda ve başka vesilelerle birbirimizin iyiliğine dua etmiyor muyuz? Ediyoruz. Birbirine dua edenler kardeşliğin gereğini yapmalılar.

7)Anne ve babalarımızı, aile büyüklerimizi unutmayalım, onların hayır dualarını alalım. Evinde ve yatağında ziyaretçi bekleyen insanlarımızı hatırlayarak ziyaret edelim. 'Hatırlayan hatırlanır.' Öksüz ve yetimleri, muhtaç ve kimsesizleri sevindirelim.' Sevindiren sevindirilir.'

Bizimle bayram sevincine katılamayan hastane, hapishane ve huzur evlerinde bulunan insanlarımızı ziyaret edip bayramlaşarak gönüllerini alalım.

8)Bizler bu güzel, cennet yurdumuzda bayramın mutluluğunu yaşarken, insan eliyle üretilen felaketler sonucu acı, ıstırap çeken sevinç ve mutlulukla bayram yapmaya hasret kalan, gözyaşı, şiddet, gözünün önünde yakınlarının öldürüldüğünü görerek savaş ve yoksulluğun gölgesinde bayramı geçiren din kardeşlerimizi unutmayalım. Onlar için çok dua edelim.

9)Ramazan 2014 mektebinde elde ettiğimiz güzel huyları ve kazanımları Ramazan sonrası 11 aya yansıtmaya gayret edelim.

10)Peygamberimiz İslam ahlakının temelini teşkil eden bir sözünde: 'Hiç biriniz, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olmaz. 'İşte altın kural, Empati ki Peygamberimiz 1400 sene önce empatiyi önermiş. O'nun başka bir sözü 'Birbirinizi sevmedikçe olgun Mümin olamazsınız, Allaha imandan sonra aklın başı insanları sevmektir...'sözünü unutmayalım.

11)Allah’ü Teâla müminleri bir ayette şöyle övüyor: ' Kendileri muhtaç olsalar dahi onları (muhtaçları) kendilerine tercih ederler.'

12)Toplumun varlığının devamını sağlayan en büyük kuvvet hiç şüphe yok ki, KARDEŞLİKTİR, BİRLİK VE BERABERLİKTİR. Yüce Rabbimiz Ali İmran suresinin 103. ayetinde bakın bizlere ne diyor: '(Ey Kullarım!) Hepiniz birden Allah’ın ipine sarılınız, parçalanıp ayrılmayınız. Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini düşünün...'

Burada ' Allah’ın ipi' Allaha kavuşma, rızasını kazanma sebebi olan vasıta demektir. Bu da Kuranı Kerimdir. Peygamberimiz: 'Gökten yeryüzüne indirilmiş olan Allah’ın ipi, Allah’ın kitabı Kuranı Kerimdir' buyuruyor. Kuranı Kerim birbirimizi sevmek, kardeşliğimizi güçlendirmek  kısaca dünya ve ahiret mutluluğuna götürecek yol haritamız olmalıdır.

13)Allahü Teala Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağının güçlenmesi için çeşitli vesileler yaratmıştır. İşte Ramazan bayramı bu vesilelerden biridir. Bayram toplum olarak kutlanıldığı zaman bir anlam kazanır. Bayram günleri, tatil günleri olmaktan öte, bize bir takım yükümlülükler yükleyen günlerdir. Bu yükümlülükleri yerine getirdiğimizde bayramın anlamını ruhumuzda daha çok hissedeceğiz ve gerçek bayramı bu vesileyle öteki alemde yapmayı hak edeceğiz.

14)Bu günlerde olsun Sıla-i Rahim ibadetimizi yerine getirelim. Peygamberimiz buyuruyor ki: ' Allaha ve ahiret gününe iman eden Sıla-i Rahim yapsın. Sıla-i Rahim yakınları ziyaret edip hal ve hatırlarını sormaktır... Sıla-i Rahim ömrü ve rızkı çoğaltıp bereketlendirir.

15)Peygamberimiz çocukları bayramda sevindirirdi. Bilhassa kimsesizleri. Onu örnek alalım.

16)Mezarlıkları ziyaret edelim. KURANI BAŞKASINA OKUTMAYALIM.KENDİMİZ OKUYALIM.

Bayram Namazı saat 06:04te kılınacaktır.

Ayrıca Ordu Ayışığı salonunun bulunduğu mekanda bayramın birinci günü saat 14:00da  hep beraber sevgi, neşe ve coşku içerisinde bayramı kutlayacağız.

Bayramın hayırlara, bereketlere, sevgi ve muhabbetin daha da artmasına, hepimizin ölmüşlerine de Rahmete vesile olmasını diler, Bayramınızı tebrik ederim.

                                                                                         

Mutafa KOLUKISAOĞLU

  Ordu İl Müftüsü